Kestanenin Morfolojik Özellikleri

Habitus

Kestane ağacı, gövdesi dik, kırmızımtırak kabuklu ve sert yapraklı bir ağaçtır. Kestaneler 20-25 metreye kadar boylanabilen yüksek bir taç oluşturur.

At kestanesi (Aesculus) olarak bilinen ağacın aynı adı taşıyan tohumları zehirli olup tamamen farklı bir bitki türüdür. Bunların burada bahsedilen kestane ile ilgisi bulunmamaktadır. At kestanesi yenmemesi gereken, zehirli bir bitkidir. Ancak farklı şekillerde kullanılırsa çok da fayda sağlar. Örneğin, at kestanesi dolaplara kıyafetlerin arasına yerleştirilirse, onları güvelerden korur. Aynı şekilde, yün malzemeler de at kestanesi sayesinde güvelerden korunabilir. At kestanesi, bu özelliği ile bir nevi naftalindir. Çok doğal, oldukça etkin ve bedava bir malzemedir. Damarları daraltıcı özellik taşıyan at kestanesi, kozmetik ürünlerde ve ilaç sanayinde de kullanılır. Varis, hemoroid, cilt lekesi ve cilt kırışıklığına karşı etkilidir. Bir de, viks yerine kullanılabilecek, balgamı ve bronşiyal rahatsızlıkları giderecek, öksürüğü geçirecek at kestaneli krem ve jeller bulunmaktadır.


 

Kök

Kestanenin kök sistemi esas olarak derine giden kazık kök tipindedir. Bu kazık kök kuvvetli yan köklerle desteklenir.

Gövde ve Dallar

Güçlü gövdeye sahiptir. Gövdenin dallanma şekli botanik olarak simpodial (büyümesi yanlara doğru) dallanma göstermektedir. Bu dallanma şeklinde yan dallar meydana geldikten sonra ana eksen büyümesini durdurmakta, yan dallardan birkaçı gelişerek ana eksenin yerini almakta ve zengin bir dallanma şekli görünmektedir.
 

 
 

Yapraklar
 

Kestanenin yaprakları geniş uzun ve testere dişlidir. Üst yüzeyi parlak alt yüzeyi tüylüdür. Yıllık sürgünleri üzerinde alternate (birbirinden farklı yüksekliklerde) sarmal olarak dizilir. Yaprakların rengi çeşitlere göre soluk yeşilden koyu yeşile kadar değişir. Yaprakların uzunlukları, genişlikleri, üzerlerindeki damar sistemi, kalınlıkları vb. özellikleri tiplere göre değişmektedir.
 

Çiçekler

Kestanelerin tomurcukları karışık tomurcuk tipinde olduklarından hem sürgünleri hem de sürgünler üzerindeki çiçek püsküllerini oluşturur. Kestanelerde iki tip çiçek püskülü bulunur. Bunlardan ilki erkek çiçek püskülü olup sürgünlerin alt, orta ve orta üst bölümlerinde yaprak koltuklarında oluşur. Üzerlerinde yalnız erkek çiçek bulunur. İkinci tip çiçekler karışık eşeylidir. Üzerlerinde hem erkek hem de dişi çiçekler bulunur. Sürgünlerin uç ve uç altı bölümlerinde oluşur. Karışık eşeyli püsküllerin alt bölümlerinde dişi, üst bölümlerinde erkek çiçekler dizilir.

Erkek çiçekler: Erkek çiçekler kümeler hâlinde püskül ekseni boyunca dizilir.Her kümeyi dıştan üç kademeli altı brakte yaprak kuşatır.Her erkek çiçeği ise genellikle altı parçalı petal yapraklar çevreler.Farklılaşmamış olan bu petal yaprakların tümüne birden “çiçek örtüsü” adı verilir. Çiçeklenme zamanında erkek çiçeklerin başçıkları (anter) çiçek örtüsünün dışına çıkarak parlak sarı bir görünümle dikkat çeker. Başçıkların patlamasıyla çiçek tozları çevreye dağılır. Böylece tozlaşma olayı meydana gelir. Ancak yetiştirilen bazı çeşitlerde çiçeklenme zamanında başçıklar görünmez. Bu çeşitlerin bazılarında başçıklar ya hiç meydana gelmez ya da yapısal olarak anormal olduklarından çiçek örtüsü dışına çıkmaz. Bu çeşitlerin tozlayıcılık yeteneği yoktur.

 

Dişi çiçekler: Dişi çiçeklerin genellikle üçü bir arada olmak üzere bir çiçek kümesi oluşturur.Bir karışık eşeyli püskül üzerinde bir veya birkaç tane dişi çiçek kümesi oluşabilir.Çok çiçek oluşturan çiçeklerde püsküller üzerinde üç ve dördüncü kademelerde meydana gelen dişi çiçekler tam olgunlaşmadan sararıp dökülebilir. Dişi çiçek kümelerinin çevresi primer (birinci) ve sekonder (ikinci) brakte yapraklardan oluşan bir kapsül tarafından kuşatılmıştır.Bu kapsül büyüyerek dikenli yumakları (kirpi) meydana getirir.Her dişi çiçekte 6 - 9 karpel ,her karpelde iki tohum taslağı vardır. Normal tozlaşma ve döllenme koşullarında yumak içindeki her üç meyve de gelişir. Ancak döllenmemiş çiçeklerde tohum bulunmadığından bunlar gelişemez.Yalnızca meyve kabuğu hâlinde kalır. Bazı çeşitlerde bir yumak içinde 5-7 meyveye rastlandığı da olur.

Meyve

Meyveleri sarımtırak-yeşil renkte, dikenli kestane kabuğu (kupula) içinde tek ya da ikili üçlü toplar hâlinde bulunur.

 

Döllenme Biyolojisi

Kestanelerde çiçeklenme erken çiçeklenen çeşitlerde mayıs sonu ve haziran başlarında, orta zamanlarda çiçeklenen çeşitlerinde haziran ortalarında ve geç çiçeklenmelerde haziran sonunda başlamaktadır. Çiçeklenmenin erken veya geç başlamasında nisan ve mayıs ayı etkili olmaktadır. Çiçeklenme, bu iki ayın ortalama sıcaklığının 13,5 oC’den yüksek olduğu yıllarda erken; düşük olduğu yıllarda ise geç başlamaktadır.

 

Tomurcukların kabarma dönemindeki yüksek sıcaklıklar da çiçeklenmeyi öne almaktadır.

Genellikle önce erkek çiçekler çiçeklenmekte, sonra dişi çiçekler çiçek tozlarını kabul edici olgunluğa ulaşmakta, en sonra da karışık eşeyli püsküllerdeki erkek çiçekler çiçeklenmektedir.

Kestaneler genellikle rüzgârla kısmen de böcekle tozlanır. Çiçek tozları rüzgârla 60-65 metre kadar uzaklara taşınır. Etkili bir tozlaşma sağlayabilmek için tozlayıcının ana çeşide uzaklığı en çok bu mesafe kadar olmalıdır.

Kestanelerde meyvenin yenen kısmı olan tohum döllenme sonucu meydana geldiğinden tozlaşma ve döllenme koşulları, normal bir ürün elde etmekte büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle de kestaneliklerde iyi bir tozlaşmanın sağlanabilmesi için gerekli koşullar yerine getirilmektedir. Bu da iyi bir tozlayıcı planının tatbik edilmesi ile gerçekleşir.

Normal bir tozlaşma, döllenme ve meyve tutumunun sağlanması aşağıdaki koşullara bağlıdır:

         Kestane bahçesinde çiçeklenme zamanı birbirine uyan en az iki çeşit bulunmalıdır.

         Esas çeşitlerin tozlayıcılık yönünden kısır olmaları durumunda hem bu çeşitleri hem de birbirini tozlayacak iki tozlayıcı uygun aralıklarla bahçeye yerleştirilmelidir.

         Tozlayıcıların ana çeşide uzaklığının en çok 60 m olması gerekmekle birlikte bu uzaklığın 20 m’ye kadar indirilmesi tozlaşmayı en yüksek düzeye ulaştıracaktır. Bu nedenle düzgün planlı bahçelerde hep üçüncü sırada üçüncü ağacın tozlayıcı olarak seçilmesi en uygun yöntem olacaktır. Düzgün dikimli olmayan dağlık arazilerde de bu yöntem esas alınarak her 8-10 ağacın ortasına bir tozlayıcı yerleştirilmelidir.